Dördüncü Özellik: Peygamberler Davette Kolaylığı Esas Alırlar
Peygamberlerin davetlerinin dördüncü özelliğine gelince ise o da: Davette kolaylık göstermeleri, zorluk göstermemeleri ve sözü anlaşılır bir şekilde söylemeleridir.
Bu özellik, bütün Peygamberlerin davetinde açık bir şekilde görülmektedir. Çünkü onlar, davetlerini, insanların tabiatına uygun bir şekilde yürütürler. İnsanlara, akılları miktarınca hitap ederler. Bazı büyük kimseler ile ıslahatçıların yaptığı gibi davetlerini zorlaştırmayıp insanların anlayamadıkları veya idrak edemedikleri şeyle insanlara hitap etmezler. Yahut sözleri, insanların anlayabilecekleri bir şekilde söylerler... Peygamberler, büyük kimseler ile ıslahatçıların aksine davet ve tebliğle-rinde "Hikmet" yolunu tutarlar. İşte bundan dolayı Kur'an, bunu, Peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed (s.a.v)'in diliyle şöyle haber vermektedir:
" Ben, kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden değilim." (Sad: 38/86.)
Nitekim Rabbi, ona, "Hikmet" ile insanları, Allah'a davet etmesini emretmektedir. Şanı Yüce Allah bu konuda ise şöyle buyurmaktadır:
" (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, 'Hikmet'le, güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir." (Nahl: 16/125.)
Davetin başarılı olabilmesi için;
1. Zanaat ve meslek yöntemlerinden sakınmak,
2. İnsanları davet etmede yahut onlara hitap etmede zorluk çıkartmamak,
3. Büyük-küçük, bilen-bilmeyen her türden insanın anlayabileceği mantık ve akli delil ile hüccetin getirilmesi gerekmektedir...
Hz. İbrahim (a.s), keskin delillerini; yolların en kolayıyla, yolunu keserek ve delilleri beynine vururcasına ortaya koyarak azgın ve zalim düşmanına karşı şöyle getirmektedir:
" İbrâhîm, 'Şüphesiz Allah, güneşi doğudan getiriyor, sende batıdan getirsene' dedi. (İbrahim'in, meydan okurcasına ileri sürdüğü bu delil karşısında) inkar eden, şaşırıp dona kaldı. Allah, zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez." (Bakara: 2/258.)
Böylece zanaat ve meslek yöntemlerinden, kelami metodlardan ve zor işlerden uzak olarak yaratılışa hitap eden "Yaratılış Yöntemi"nin, davet yolunda daha başarılı olduğunu görmekteyiz.
Hüccetü'l-İslam İmam Gazâlî (rh.a), bu konuda, şu çok güzel sözü söylemiştir:
"Kur'ani deliller, her insanın faydalandığı gıdaların misâli gibidir. Kelamcıların delilleri ise birçok insanın faydalandığı ve çoklarının zarar gördüğü ilaçların misâli gibidir. Kelamcıların delillerinin aksine Kur'ani deliller, bebek ve kuvvetli adamın faydalandığı suyun misâli gibidir. Diğer deliller ise kuvvetli kimselerin bir defasında faydalandığı, başka bir defada ise hastalandığı ve bebeklere kesinlikle fayda sağlamayan yiyeceklerin misâli gibidir." (b.k.z: Gazâlî, Îlcamü'l-Avam an İlmi'I-Kelam, s. 20)
İmam Fahreddin er-Râzî de (rh.a) bu konuda şöyle der: "Kelami yöntemleri ve felsefi metodları araştırdığında, hastaya şifa vermediğini ve çoğu kimseyi sulamadığnı yani derdine çare olmadığını görürsün. Fakat Kur'an metodunun, Allah'a en yakın yol olduğunu gördüm. Benim gibi (böyle) tecrübe eden, benim bildiğimi bilir." (İbn Teymiyye, en-Nübüvvat, s. 147-148.)