Hz. Yûsuf (a.s)’ın Masum Oluşu ile İlgili Deliller

Hz. Yûsuf (a.s)’ın peygamberliğinin durumunu, risâletinin büyüklüğünü ve Peygamberler de bulunması gerekli olan vasıfları bilmeyen bazı tefsircilerin; Hz. Yûsuf (a.s)'a nispet ettikleri bu çirkin suçlamalara ve iftiralara karşılık, onun suçsuz olduğuna ve masum olduğuna dair Kur'ân-ı Kerîm'de on tane delil vardır... Biz ise bu delilleri, maddeler halinde kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:

Birinci Delil: Hz. Yûsuf (a.s), azizin hanımının isteğine karşılık ona itaatten yüz çevirdiğine ve kadının karşısında bütün gücü ve azmiyle direndiğine Yüce Allah'ın şu ayeti kerimesi işaret etmektedir:

" (Böyle bir şeye teşebbüs etmekten) Allah'a sığınırım. Doğrusu o (senin kocan), benim, efendimdir." (Yûsuf: 12/23.)

İkinci Delil: Kadın, kapıları kilitleyip bütün çıkış yollarını kapattıktan ve Hz. Yûsuf (a.s)'ı odanın içerisine hapsettikten sonra baskı ve zorla onu kendi nefsi için faydalandırmayı istencinde Hz. Yûsuf (a.s), azizin hanımının bu isteğini geri çevirip ondan uzaklaşmıştır... Eğer Hz. Yûsuf (a.s) zinaya meyletseydi kadından kaçmayıp onunla zina ederdi. Çünkü zina fiilini isteyen kimse zinaya yönelir, bunu işlemekten kaçmaz. Bu konuyla ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

" İkisi de kapıya (doğru) koştular. Kadın, onun gömleğini arkadan (yakalayıp) boylu boyunca yırttı. (Tam bu sırada) kapının yanında kadının efendisine rast geldiler." (Yûsuf: 12/25.)

Üçüncü Delil: Hz. Yûsuf (a.s)'ın elbisesinin arkadan yırtılmasıyla haklılığı ortaya çıkaran araştırma sonucunda, azizin hanımının yakınlarından birisi, Hz. Yûsuf (a.s)'ın suçsuzluğuna şahitlik etmiştir. Bu şahitlik eden kimse, haklıyı ve haksızı bulmak için; "eğer Yûsuf kadını isteyen, kadında ondan kaçınan ise Yûsuf’un elbisesinin ön taraftan yırtılması gerekmektedir. Buna göre kadın doğru söylüyor, Yûsuf yalancıdır. Eğer kadın Yûsuf’u isteyen, Yûsuf ta ondan kaçan ise Yûsuf’un elbisesinin arkadan yırtılması gerekmektedir. Buna göre Yûsuf doğru söylüyor, kadın yalancıdır" şeklinde bir yönteme başvurmuştur. Yüce Allah bu konuyla ilgili olarak ise şöyle buyurmaktadır:

" Kadının ailesinden birisi de, (ikisi hakkında) şöyle şahitlik etti: 'Eğer (Yûsuf'un) gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir. Bu (Yûsuf) ise yalancılardandır. Eğer (Yûsuf'un) gömleği arkadan yırtılmış ise kadın yalan söylemiştir. Bu (Yûsuf) ise doğru söyleyenlerdendir.' (Kadının kocası, Yûsuf'un) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce (Yûsuf'un suçsuzluğunu ve doğru söylediğini, karısının ise yalan söylediğini anlayarak) dedi ki: 'Doğrusu bu (iftira ve suçlama) sizin tuzağınızdandır. Şüphesiz ki sizin tuzağınız büyüktür." (Yûsuf: 12/26-28.)

Denildi ki: Hz. Yûsuf (a.s)’ın lehine şahitlik eden kimse, beşikte bulunan küçük bir çocuk olup Allah onu, Hz. Yûsuf (a.s)'ın suçsuzluğunu ortaya çıkarabilmek için bu kesin delille onu konuşturmuştur. Bu çocuk, beşikteyken konuşan üç ço-cuktan birisidir. Beşikteki çocuğun konuşması, garipsenecek bir durum değildir. Zira Allah, her şeye güç yetirir.

Dördüncü Delil: Hz. Yûsuf (a.s)’ın zindana girmeyi, zina etmeye tercih etmesi. Yüce Allah bu konuyla ilgili olarak ise şöyle buyurmaktadır:

" (Yûsuf) 'Ey Rabbim! Zindan, bana, bunların beni davet ettiklerinden daha iyidir. Eğer Sen, bunların (bana dair kurmuş oldukları) tuzakları benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum' dedi." (Yûsuf: 12/33.)

Bu delil, Hz. Yûsuf (a.s)’ın suçsuzluğuna ve masum olduğuna işaret eden delillerin en büyüklerinden birisidir. Zira hangi şahıs zindanı, kendisini arzulayan ve temenni eden şeye tercih etmeyi düşünür. Eğer Hz. Yûsuf (a.s), kadının isteğini kabul etse ve kadının arzusuna uysaydı, kadının, kendisine attığı bu iftira sebebiyle birçok sene (Rivayete göre; Hz. Yûsuf (a.s), zindanda, yedi sene kalmıştır. Kurtubî, el-Cami li Ahkâmil-Kur'ân, 9/196) zindanda kalmazdı. Buna göre Hz. Yûsuf (a.s)’ın, azizin hanımıyla zinaya teşebbüs ettiğine dair iddia; Hz. Yûsuf (a.s)'a karşı yapılmış apaçık bir iftira, batıl ve yanlıştır. Her insaf sahibi kimse, bu peygamberin, tarihi ibretinden ders alır. İşte bunlar, Yüce Kur'an'ın anlamlarından elde edilen görüşlerdir.

Beşinci Delil: Şanı Yüce Allah, Hz. Yûsuf (a.s)'ı, bu surenin çeşitli yerlerinde övmüştür. Nitekim Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

" İşte Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu bertaraf ettik. Şüphesiz ki o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandır. " (Yûsuf: 12/24.)

Yine Yüce Allah, bu kıssaya girişte ise şöyle buyurmaktadır:

" O, tam ergenlik çağına girince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, ihsan sahibi kimseleri böyle mükafatlandırırız. (O böyle bir kimseyken) evinde bulunduğu kadın, ondan murad almayı istedi, (ilk önce) kapıları sımsıkı kapadı ve: 'Sana söylüyorum, haydi gelsene!.. 'dedi." (Yûsuf: 12/22-23.)

Buna göre Yüce Allah, Hz. Yûsuf (a.s)'ı, -bu ayetlerde-ihsan verdiği kimselerden ve ihlaslı kullarından olduğunu haber vermiştir. Ayetlerde geçen bu "muhlis" ve "muhsin" kimseler ise; Yüce Allah'ın peygamberliğe seçtiği ve itaat ile ibadete has kıldığı kimselerdir. Buna göre Şanı Yüce Allah; kendisini tertemiz yapanı, kendi sırlarını bütün kötü niyetlerden ve bütün çirkin işlerden temizleyen kimseyi hiç över mi? Halbuki Hz. Yûsuf (a.s), Allah'a yakın olan tertemiz kimselerdendi. Resulullah (s.a.v) de, Hz. Yûsuf (a.s)'ın salahiyetine, takvalılığına, temizliğine ve dosdoğruluğuna şahitlik ederek şöyle buyurmuştur:

" Şerefli oğlu Şerefli oğlu Şerefli İbrahim oğlu İshâk oğlu Yakûb'un oğlu Yûsuf." (Buharî, Enbiyâ 19, Menakıb 13, Tefsirü Sure-i Yûsuf 1; Tirmizî, Tefsiri Sure-i Yûsuf 1; Müsned 2/96, 232, 416. 4/101; Fethü'l-Bari, 8/361.)

İşte bunlar, Hz. Yûsuf (a.s)’ın şerefli ve üstün olduğuna yeterlidir.

Altıncı Delil: Azizin hanımının bizzat kendisinin, şehirli sosyete tabakası kadınların hepsinin önünde Hz. Yusuf’un ma-sumluğunu ve iffetini itiraf etmesi. Nitekim Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:

" Kadınlar (Yusuf’un) bu (güzelliğini) görünce, onu çok büyük bir varlık kabul ettiler (ve hayranlıklarından dolayı dehşete düşerek) ellerini kestiler ve dediler ki: 'Allah'ı tenzih ederiz. Haşa, bu bir insan değildir. Bu, çok şerefli bir melekten başkası olamaz. (Bunu gören azizin hanımı:) 'İşte beni kendisi hakkında ayıpladığınız, şu gördüğünüz kimsedir. And olsun ki, onun nefsinden murad almak istedim de o, kendini (bu isteğimden) korudu... "dedi." (Yûsuf: 12/31.)

Kocasının önünde Hz. Yûsuf (a.s)'ı zinaya teşebbüs etmekle suçlayan azizin hanımının bizzat kendisinden -ayette de görüldüğü üzere-, sosyete tabakası kadınların hepsinin önündeki bu şahitliği, Hz. Yûsuf(a.s)’ın iffetliliğini ve suçsuzluğunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ayette geçen "iste'same" = "kendini korudu" kelimesi, Hz. Yûsuf (a.s)'ın aşırı derecede teklif edilen günahtan sakındığını ve son derece korunduğunu gösterir.

İşte bu, bazı insanların; "hemm" ve "burhan" kelimelerini tefsir ettiğinden, -Nitekim biz bu açıklamaların yanlış olduğunu daha önce açıklamıştık- Hz. Yûsuf (a.s)'ın uzak olduğunu gösteren apaçık bir açıklamadır.

Yedinci Delil: Hz. Yûsuf (a.s)’ın, şehirdeki sosyete tabakası kadınlarının önünde apaçık delillerle ve kesin kanıtlarla suçsuz olduğunu gösteren alametlerin ortaya çıkması.

Bununla birlikte Mısır azizinin, şehirdeki insanların dedikodusunu ortadan kaldırmak ve hanımının işlediği suçu örtbas etmek için Hz. Yûsuf (a.s)'ı zindana atmıştır. Yüce Allah bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

" Sonra bütün delilleri, (Yûsuf'un lehinde) gördükleri halde yine de bir zamana kadar onu zindana atmayı uygun buldular." (Yûsuf: 12/35.)

Allame en-Nesefî, tefsirinde, bu konuyla ilgili olarak şöyle der:

" 'Uygun buldular' (Yûsuf: 12/35) Yani onlar için Yusuf’u zindana atmak artık ortaya çıkmıştır. Ayette geçen 'hum' çoğul zamiri, azize ve onun aile halkına dönmektedir. 'Bütün de-lilleri' (Yûsuf'un lehinde) gördükleri halde' (Yûsuf: 12/35) ayetinde geçen 'deliller'den kasıt; Hz. Yûsuf (a.s)’ın suçsuzluğunu gösteren; gömleğin arkadan yırtılması, kadınların meyve soyarken Hz. Yûsuf'u görmeleri üzerine ellerini kesmeleri, küçük çocuğun Hz. Yûsuf un lehine şahitlik etmesi ve buna benzer delillerdir. 'Zindana atmayı' (Yûsuf: 12/35) ayeti ise; Mısır azizi, hanımının haklılığını ortaya çıkarabilmek ve vaziyeti kurtarmak ve bu konudaki şehirde geçen dedikodulara son vermek için, Hz, Yûsuf’u mutlaka zindana atmaya karar verdiler anlamındadır. Hz. Yûsuf’un zindana atılması, sadece hanımının görüşünün dışına çıkmayan kocasının, bu görüşünü kabul etmesi sonucu olmuştu. Zira Mısır azizi; hanımına karşı çok bağlı, onun emrine göre hareket eden ve kolayca baş eğen bir kimseydi. Üstelik azizin yuları, kadının elindeydi. 'Bir zamana kadar' (Yûsuf: 12/35) ayeti ise; kadın kocasına, Hz. Yusuf’un bir zamana kadar zindana atılması teklifinde bulundu anlamındadır. Böylelikle kadın, her ne kadar Hz. Yûsuf’u görmese bile, ondan alacağı haberler ile rahatlamaya çalışacaktı. Zira böylece onu, kontrolü altında bulundurmuş oluyordu." (Nesefî, Tefsiru'n-Nesefî, 2/221.)

Sekizinci Delil: Hz. Yûsuf (a.s), Rabbinden; hem efendisi azizin hanımının ve hem de sosyete kadınlarının çirkin hilelerinden ve tuzaklarından kendisini kurtarmasını istediğinde; Şanı Yüce Allah'ın, Hz. Yûsuf (a.s)’ın bu duasını kabul etmesi.

Eğer Hz. Yûsuf (a.s), azizin hanımının isteğine uyma konusunda rağbet gösterseydi, Allah'tan; o kadınların hilelerinden ve tuzaklarından kendisini kurtarmasını istemezdi. Yüce Allah, bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

" Rabbi de onun duasını kabul etti ve onların tuzaklarını kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü Allah, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir." (Yusuf: 12/34.)

Dokuzuncu Delil: Hz. Yûsuf (a.s)'ın, şehirdeki bütün insanların önünde suçsuzluğu ortaya çıkmadıkça, zindandan çıkmayı kabul etmemesi.

İşte bu delil ise; Hz. Yûsuf (a.s)’ın iffetini, kötülüklerden ne kadar uzak olduğunu ve izzeti nefsinin doğruluğunu göstermektedir. Eğer kendisinin suçsuz olduğu ortaya çıkmadıkça, bunu, zindanda yedi veya dokuz sene kalmaya ve orada çeşitli zorluklar ile sıkıntılara kavuşmaya tercih etmezdi. Bundan dolayı da Hz. Yûsuf (a.s), bu çirkin suçlamadan ve iftiradan uzak olduğu ortaya çıkıncaya kadar ve şehirdeki bütün halkın, kendisinin suçsuz yere zindana atıldığını öğreninceye kadar zindandan çıkmayı kabul etmemiştir. Yüce Allah ise bu konuda şöyle buyurmaktadır:

" (Kral:) 'Onu bana getirin' dedi. Bunun üzerine ona haberci gelince, (haberciye), 'Rabbine (yani efendine) dön ve ellerini kesen o kadınların zoru neydi? Kendisine sor?' dedi. Şüphe yok ki benim Rabbim, onların (bana karşı yaptıkları) tuzakları hakkıyla bilendir. " (Yûsuf: 12/50.)

Onuncu Delil: Sonuncu olarak ise; gerek ellerini bıçakla kesen sosyete kadınları ve gerekse azizin hanımının bizzat kendisinin, Hz. Yûsuf (a.s)'a iftira ettiğini apaçık bir şekilde itiraf etmesi.

İşte bu delil de, Hz. Yûsuf (a.s)’ın kendisine nispet edilen iftira ve suçlamalardan masum olduğuna, kötülüklerden uzak olduğuna ve suçsuz olduğuna dair şüpheden bir parça bile bırakmamaktadır. Zira kral, sosyete kadınlarını, Hz. Yûsuf (a.s)’ın isteği doğrultusunda toplayıp onlara, Hz. Yûsuf (a.s)'a dair sorular sorduğunda onlar; şu kesin ve açık cevabı vermişlerdir:

" (Kral) o kadınları toplayıp onlara) 'Yûsuf'un nefsinden murad almak istediğiniz zaman ne halde idiniz?' dedi. (Kadınlar) 'Haşa, Allah için biz onun hiçbir kötülüğünü bilmedik' dediler. Bunun üzerine azizin karısı da: 'Şimdi gerçek ortaya çıktı! Ben, onun nefsinden murad almak istedim. O, hiç şüphesiz doğru söyleyenlerdendir. (Kadın veya Yûsuf da:) 'Bu, gıyabında o (azize) hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin hilesini kesinlikle başarıya erdirmeyeceğini bilmesi içindi." (Yûsuf: 12/51-52)

Sonuç olarak; Hz. Yûsuf es-Sıddik (a.s)'in kendisine nispet edilen yalan ve iftiralardan suçsuz olduğuna ve onun masum olduğuna dair bu on delili, Kur'ân-ı Kerîm'den elde ettik. Doğrusu Allah, hakkıyla söyleyen ve dosdoğru yola iletendir. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 160-168.)