Semûd Kabilesinin Soyu
Tarihçiler, Semûd halkının soyu ve yaşadıkları zaman hakkında görüş ayrılığına varmışlardır.
Bazı tarihçiler derki: Semûd kavmi, Âd kavminden geriye kalanlardır.
Bazıları da derki: Semûd halkı, Fırat nehrinin Batısından "Hicr" denilen bu yere göç etmiş Amalika kavminden geriye kalanlardır.
Oryantalist bazı tarihçilerin iddiasına göre ise; Semûd halkı, Filistin'e girmeyip "Hicr" denilen bu bölgeye yerleşen Yahudilerden bir topluluktur... Bu görüş, batıl bir görüştür. Çünkü Yahudi kelimesi, ancak Hz. Mûsâ (a.s)’ın İsrail oğullarıyla birlikte Mısır'dan çıkışından sonra ortaya çıkmıştır. Buna göre Semûd halkı, nasıl Yahudi olur? En doğru görüş; Semûd halkının, Ad kavminden geriye kalmış Araplar olduğudur. Yüce Allah'ın şu sözü de, bu görüşü doğrulamaktadır:
"Düşünün ki, (Allah,) 'Ad (kavmin)den sonra (onların yurduna) sizi' hükümdarlar kıldı. Ve yeryüzüne sizi yerleştirdi: Yeryüzünün düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. " (Arâf:7/74)
İbn Kesîr (rh.a) konu ile ilgili olarak şöyle der: "Bunlar, kendilerine 'Semûd' denen meşhur bir kabileydi. Dedeleri, Semûd'un adını almışlardı. Semûd, Cedis'in kardeşidir. Bu ikisi de, Asir b. İrem'in oğullarıdır. İrem ise, Hz. Nûh (a.s)’ın oğlu Sam'ın oğludur. Semûd kavmi, Arab-ı Aribe'dendir. Hicaz ile Tebük arasında Hicr denen yerde yaşarlardı... Resulullah (s.a.v.) Tebük Gazvesine giderken, beraberindeki Müslümanlarla Semûd kavminin yurdu Hicr'e uğramıştı. Semûd halkının (kalıntı halinde) evlerinin bulunduğu 'Hicr' denilen yere sahabelerle birlikte konakladı. Sahabeler, Semûd halkının su içtikleri kuyulardan su çekip hamurlarını yoğurdular ve (kazan kurup bu hamurları) pişirdiler. Resulullah (s.a.v.), sahabenin yemek yapmak için kazanlar kurduklarını haber alınca, onlara kazanlarını dökmelerini ve yoğurmuş oldukları hamurları develere yedirmelerini emretti. Daha sonra Resulullah (s.a.v.), sahabeleri alıp Hz. Salih (a.s)’ın devesinin su içmiş olduğu kuyunun yanına götürdü. Buhârî ile Müslim'de geçtiği üzere, Sahabelere: 'Şu azaba uğramışların yurduna ancak ağlayarak girin. Eğer ağlamayacaksanız, girmeyin. Yoksa onlara gelen musibet, size de gelir" buyurdu. (Buhari, Salat 53, Enbiyâ 17, Tefsirii Sure-i Hicr 2; Müslim, Zühd 38, 39;Müsned: 2/9, 58)
Semûd kavminin ne zaman yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Semûd kavminin; A'râf: 7/74 ayeti kerimesinin de işaret ettiği üzere; Ad kavminden sonra ve ayrıca kesin olarak milattan ve Hz. Mûsâ (a.s)'dan önce yaşadıklarında şüphe yoktur. Buna delil, kavmini Allah'ın azabıyla korkutan Firavun ailesinden mümin kimsenin şu sözüdür:
"İman etmiş olan (adam): 'Doğrusu ben, sizin için Nûh kavminin, Ad, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden (gelmesinden) korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir. " (Gâfir (Mü'min): 40/30-31)
Oryantalistlerin, 'Semûd halkının, Yahudi olduğu' iddiasını kabul etmeyenlerden birisi de, Üstad Abdulvahhab en-Neccâr'dır. Bu konuda daha geniş bilgi için Abdullahvahhab en-Neccâr'ın "Kasasu'l-Enbiyâ" adlı kitabına başvurabilirsiniz (Neccar Kasasu'l-Enbiyâ, s. 59 Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 547-549.)