Miras engelleri
Miras engellerinden birisi bulununca, mirasçı terkeden bir şey alamaz.
Miras engelleri şunlardır:
1- Miras bırakanını öldürmek: Bu prensip, bir an önce, mirasa konmak için mûrisini öldürmeyi
düşünecek olan mirasçıları böyle bir kötü düşünceden arındırmak için konulmuştur. Hangi
çeşit öldürmelerin miras engeli sayılacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Hadiste "Katil
mirasçı olamaz" (Ebû Dâvud, Diyât,18; Tirmizî, Ferâiz, 17; Ahmed b. Hanbel, I, 49)
buyurulur. Hanefilere göre, kısas veya keffâret cezasını gerektiren öldürme çeşitleri miras
engeli olur. Kasten öldürme, kasta benzer şekilde öldürme ve yanlışlıkla öldürme bu
niteliktedir (bk. es-Serahsî, el-Mebsut, XXVI, 59 vd.; el-Kasânî, Bedâyiu's Saneyi ; VII,
234, 254; M. Cevat Akşit, İslam Ceza Hukuku ve İnsani Esasları, 55, 56).
2- Din Ayrılığı: Her iki taraf için de miras engelidir. Bir Müslüman bir gayri müslime ve bir
gayri müslim de Müslümana mirasçı olamaz. Hadiste şöyle buyurulur: "Müslüman kâfire, kâfir
de müslümana mirasçı olamaz" (Buhâri, Hacc, II, Meğazî, 48, Feraiz, 26; Müslim, Feraiz, l;
Ebu Davud, Feraiz, 10; Tirmizi; Feraiz, 15). Bu duruma göre, Müslüman bir erkekle gayri
müslim olan karısı arasında mirasçılık cereyan etmeyeceği gibi, bunlardan doğan çocuklar da
babaya tabi olarak Müslüman sayılacaklarından onlarla gayri müslim olan anneleri arasında da
mirasçılık söz konusu olmaz. Çoğunluğun görüşü budur.
Diğer yandan ashab-ı kiramdan Muaz b. Cebel ve Muaviye ile tâbiilerden Mesrûk b. el-Ecdâ',
Saîd b. el-Müseyyeb, İbrahim en-Nahaî gibi bazı müctehitler aksi görüştedir. Bunlar,
"Müslüman kâfirlerden miras alır, fakat kâfir müslümandan miras alamaz" prensibini
benimsemişlerdir. Dayandıkları delil bazı hadislerdir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
"İslam arttırır, eksiltmez" (Ebû Dâvud, Ferâiz,10, Ahmed b. Hanbel, V, 230, 236). "İslâm
yücedir, onun üzerine yücelinmez" (Buhârî, Cenâiz, 79). Sahabe devrinde görülen şu uygulama
da bu ikinci görüşü desteklemektedir. Bir yahudi ölünce, biri yahudi, diğeri Müslüman iki
oğlu kalınıştı. Yahudi olan oğul yukarıdaki ilk prensibe göre bütün mirası almıştı. Bunun
üzerine, Müslüman olan oğul mahkemeye başvurup hak istedi. Davaya bakan Muaz b. Cebel (r.a)
Müslümanı da Yahudi olan babasını mirasçı yaptı (el-Askalânî, Bülügu'l-Merâm, terc. ve Şerh
A. Davudoğlu, İstanbul 1967, III, 206). Ancak çoğunluk fakihler, yukarıda verdiğimiz ilk
hadisi bu konuyu düzenleyen ana delil saymış, "İslâm arttırır, eksiltmez" gibi hadisleri ise
doğrudan mirasla bağlantılı görmemişlerdir.
Gayri müslimler tek millet sayıldıkları için, onların kendi aralarında miras cereyan eder.
3- Teb'alık ayrılığı: Müslümanlar hangi ülkede yaşarsa yaşasın, birbirine mirasçı olurlar.
Kısaca devlet, sanır ayrılıkları miras engeli meydana getirmez; belki, mirasların intikali,
ikili anlaşmaların yapılmaması veya gecikme nedeniyle gecikebilir. Sınır ayrılığı gayri
müslimlerin kendi aralarında ise bir miras engelidir.
4- Kölelik: Köle efendisine veya nesep hısımlarına mirasçı olamaz. Çünkü köle özel mülk
edinemediği gibi, eğer miras kapısı açılırsa, köleye gelecek miras malları, kendiliğinden
efendisine geçer, bu da haksız mülk edinmeye yol açar. Ancak köleye, kendini satın almak
üzere kazanç sağlama izni verilmişse bu, konunun istisnasını teşkil eder (bk., Hamdi
Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul, 1983, 419 vd.; "Âshabu'l Feraiz", "Âsabe",
"Miras" ve "Zevî'l-Erhâm" maddeleri).
Şamil İA